Bir buçuk ay tembellik ya da 45 gün Hindistan ve Tayland gezisi-1

Öncelikle Hindistan gezi notlarımdan paylaşımlarda bulunacağım. Sayfalar halinde bir kaç seri sürecek ve Tayland ile devam edecek. Merak edenler için sayfanın sonunda 1-2-3 olarak devam ediyor. Sabrınız ve ilginiz için şimdiden teşekkürler.

Sizlere 2015 yıllarında gezilere meraklı, üniversiteden arkadaşım Elif ile birlikte ani bir heves ile çıktığımız 45 günlük anımızı anlatmak istiyorum. İki kadın olarak çıktığımız bu maceralı gezi, belki birilerinin ilgisi çekebilir.

Yolculuk planımızda, göze görünmeyen giderleri de dikkate alarak bütçe ayarlamaya çalışmıştık. Daha önce gidenlerden Güneydoğu Asya ile ilgili paylaşım ve konuşmalarından esinlenerek, o yöne gitmeye karar verdik.

Maliyeti ve bütçeyi paylaşımın sonunda yazacağım ama, sabırsızlar için lütfen dikkat! Bu sadece Türkiye’den yol masrafları, konaklama, dinlenme, yemek ve diğer ulaşım masraflarını kapsamaktadır.

Başlıyoruz…

İlk ülke Hindistan seçildi. Daha önce gitmemiştik ama “egzotik” olan bu ülkeyi görmek istedik. Net bir planımız yoktu, hatta hiçbir plan yapmamıştık. Öncelikle 1560 TL. İstanbul Havalimanından Yeni Delhi için 2 bilet satın aldık. Gücümüz yettiği ve bagajımızın izin verdiği kadar giyim, ilaç, hijyen malzemeleri ve dizüstü bilgisayar ile sadece 2 küçük sırt çantası aldık. Benim yanımda 3,5 kg, ağırlığında bir de laptop vardı. Aşırı ağırlık nedeni ile biraz zor bir şekilde sürükleyerek götürdük ama geçtik (bazı havayolları buna izin vermiyor), bir ara sırt çantamı açarak laptopu aldılar ama sonra geri verdiler.

Yeni Delhi’ye uçuyoruz. Uçak boş sayılır ve sessiz. Penceredeki manzarayı sevdim.Yeni Delhi

Indira Gandhi Uluslararası Havaalanı, Yeni Delhi. Çok büyük, güzel, halılar, sanat eserleri, otomatik makinalar, modern ve oryantalizm bir arada. Biz böyle şık bir yer düşünmemiştik doğrusu. Indira Gandhi Uluslararası HavaalanıKontrol çabuk geçti, elektronik vize ile herhangi bir sorun olmadan (çok güzel bu arada), ziyaretin amacı turizm, arkadaş ziyareti, pasaport işlemleri ve bitti. Sol taraftan taksiye verebilmek için döviz değişimi yaptık.

Bu arada, para ile ilgili…İlk etapta her ihtimale karşı 2000 TL. kadar parayı ve kredi kartlarımızı öncelikle gömlek ve bluzlarımızın içine koyduk. Zaten yola çıkarken yanımıza değerli takı almamıştık. Yola çıkmadan önce internetten araştırdığımıza göre, açık alanlarda sırt çantalarının önümüze gelecek şekilde takılması gerektiği yazıyordu. Haliyle rahattık.

Dışarıda alışılmadık tropikal bir havasızlık ve nem var. Taksi bulundu, adını adresini, ödeme miktarı, yolculuk öncesinde araca binmeden konuştuk. 600 rupi (yaklaşık 35 TL.) Uluslararası havaalanından 18-20 km yol için düşük fiyat olarak gördük, ama zaten araç içerisinde taksimetreye benzer cihaz mevcuttu. Hindu taksiİlk izlenimlerimiz; etrafta köy alanları, büyük inek çiftlikleri ve yol çalışanları görülüyordu. Ama ilerilerde yüksek binaların üzerindeki Nokia, Bosch, Microsoft vb. şirketlerin tabelaları görülüyordu. Öğrendiğimize göre şehrin en önemli finans merkezleri ve çok uluslu şirketlerin Hindistan merkezleri burada bulunuyormuş. Görebildiğimiz kadarı ile yerli halkın geliri düşük.

Bizi misafir edecek arkadaşlar Husseyin ve Kamala (Kamala bir kadın). Ülke standartlarına göre maddi durumları iyi görünüyor. Şimdilik ikameti onların evinde yapacağız. Küçük ama temiz ve güzel bir yeşil avlu ile küçük bir konut kompleksi içinde bahçıvan ve kahya (hizmetçi) bulunuyordu (Hizmetlinin ismi Mimi, komik bulmuştum, oradan hatırlıyorum). İçeride iki köpek, Hindistan şartlarına göre çok pahalı ve tabi ona göre bazı vergiler mevcutmuş. Kompleks (bizdeki siteler gibi) çitlerle çevrili, güvenlik, oyun alanları ile küçük bir park, bahçeleri, başta olmak üzere 2-3 katlı villalar bulunuyor. Husseyin özel bir şirkette çalışıyor, Kamala ise internet üzerinden çevirmenlik gibi freelance (tam anlamasamda : ) ) . Çok ilginç insanlar. hindistan konaklama

Burada yaşıyorlar…burada yaşıyorlar

Veranda penceresinden bir görünüm…veranda görüntüsü

Oraya vardığımızda bizi Hussein, Kamal ve dostları Lily ile Rosie karşıladı. Sanırım biri erkek) tam teşekküllü aile üyeleri birlikte yaşıyorlarmış, onlarla sık sık civarda yürüdük.onların dostları

Yeni arkadaşlar ile birlikte 10-11 gün geçirecektik. İlk gün dinlenmeye çalıştık. Husseyin bize bozdolabına yapıştırılan mıknatıslı hediyelerden verdi. Yemek yedik (bu arada konukların kendi yemeklerini yapmaları veya dışarıdan satın almaları ayıp sayılıyormuş, hizmetli bunun için varmış).  Çevre ve arazi ile ilgili bazı dikkat etmememiz gerekenleri anlattılar ve uykuya geçtik. Ertesi sabah yerel saatle 06’da uyandık. Aslında henüz uyanmamıştım ama Mimi’nin bileziklerinin şıngırtısı zil sesi gibiydi. Uyandığımı fark edince güldü, bir şeyler söyledi “uyku-uyku” demeye çalıştı sanırım ve sevimli bir şekilde el salladı. Uykum açılmıştı, kalktım, kahvaltı hazırdı. Bir an önce para değişimi, sim kart almak ve yerel pazarları görmek için yürüyüşe çıkmak istiyorduk. hindistan kahvaltısıYandaki fotoğraf kahvaltıdan – meyve salatası, omlet, sebze ve yerel bir tahıl. Hindistan’da et hemen hemen hiç yemedik. Ama en çok özlediğimiz çay.. Hindistan’da çay ve süt sevilir sanıyorduk ama onlar pek sevmiyorlarmış. Biz sorunca çok şaşırdılar. Süt getirdiler ama sanırım fil sütü falandı (emin değilim). Ne şeker ne tatlı… Garipti. Benim, gevezeliğim ve yüzsüzlüğüm tuttu ve herhangi bir tatlı istedim. Bir kase karamelize edilmiş peynir getirdiler. Çok lezzetli bir şeydi.

Gezintiye çıktık ve paramızın bir kısmını Hindistan Rupisi ile değiştirdik. Yerel pazarları gezdik ve yöresel kıyafetler satın aldık ama biz hala telefon için sim kart alabileceğimiz bir yer arıyorduk.çevre kirliliği gösterisiO gün şehirdeki çevre kirliliği konusunda okul çocuklarının bir gösterisi vardı. Kızlar ve erkekler müzik eşliğinde ve ellerinde süpürgeler ile dans ettiler.

 

Elif yerel kıyafetler

 

 

 

 

Yanda Elif’i bir parça yerel kıyafet ile görüyorsunuz. Hindistan’da en yüksek alış-veriş 2 000 rupi, daha fazlasına izin verilmiyor.

 

sim kart alacağım yer

 

 

 

 

İşte gördüm, bizdeki Avea ve Vodafone bayilerine benziyor…

Ertesi gün Akshardham tapınağını görmek için başkente gittik. Metro istasyonunda nedense gözler üzerimizdeydi. İstasyonda bir çok turist olmasına rağmen dikkatler üzerimize toplandı. Bazıları kim olduğumuzu ve nereli olduğumuzu, hatta Yunan’ mısınız diyenler oldu. Türk olduğumuzu söyledik.

Hindular çoğunlukla çok girişken ve kolayca temas kuruyorlar. Metro istasyonlarına bakarken, ne tür seyahat kartları satın alacağımıza dair bilgileri okudum (aslında jeton). Sonra 50-60 yaşlarındaki bir adam bize yaklaştı, gülümsedi ve onu takip etmemizi söyledi. Bizi ödeme yaparak jeton alabileceğimiz kabinlerin önüne götürdü. Kabinler, kadınlar ve erkekler için ikiye ayrılmış fakat kadınlar kısmındaki (sanırım memur) görevli de erkek. Jetonları aldık, bize “nereye gideceğimizi, yardım edebileceğini” söyledi. İlk başlarda korktuk ama sonradan anladık ki, gerçekten yardımcı olmaya çalışıyormuş.hindistan metro

Vagonlar temiz, düzenli ve modern. Yeterli koltuk yoksa, bazıları yerde oturuyor. Sanırım çoğu öğrenci çünkü ellerinde dizüstü bilgisayar olanlar var.Normalde içeride fotoğraf çekmek yasakmış ama küçük bir Çin malı aksiyon kamerası işimizi gördü 🙂

Akshardham tapınağı;(taşınamayan Tanrı ikametgahı) 12 hektarlık büyük bir komplekstir. Hindistan’da görebileceğiniz en güzel mimari değerlerden biri. Bu muazzam tapınağın arazisinde heykel kompozisyonları, sinema, bahçe, park ve yapay bir kanal var. Bunların arasında tekne turları, çeşmeler, müzik gösterileri, gezi turları ve müzeler bulunuyor. Kısacası, bütün gün oradaydık ve her yere gitmek için zaman yoktu.

Giriş ücretsiz, sadece geziler ve gösteri programları ücretli. Çok pahalı değil. Her biri için 20 TL’lik paket aldık. Fotoğraf ve video çekmek yasak. Girişte selamlıyorlar, fotoğraf makinelerini alıyorlar ve kesinlikle izin vermiyorlar. O yüzden aşağıdaki fotoğraf internetten bulduğum bir foto.Akshardham tapınağı

İlginç olay 1: Girişte görevliler arama yapıyor, yabancı olduğumuzu görünce nereli olduğumuzu sordu, “Türk’üz biz” dedik. Birkaç saniye dondu ve gülümsedi. “İstanbul, Galatasaray, Atatürk” dedi. Bu kadar düzgün söylemesine şaşırdık. Sonradan öğrendik ki, bir süre eğitim için Azerbaycan’da bulunmuş, orada öğrenmiş.

İlginç olay 2: Tur esnasında çok meraklı görünen Hindu bir genç sürekli arkamızdan takip ediyordu. Sonunda cesaretini toplamış olmalı ki Elif’e yaklaşarak “Siz mimar mısınız, sanki mimar gibi bakıyorsunuz” dedi. Bu seferde buna şaşmıştık…

Bizim tur ve gezi paketimizde; Rehberlik, Tapınak ziyaretleri, müzelere genel bakış,  tarihi tiyatro alanları ve kutsal mekanları kapsıyordu. En önemlisi, kapalı bir kanalda tekne turunu sevdim, rehber Hint halkının tarihini anlattı. Anlattıklarına göre; ilk kentsel planlamayı, toplulukları hakimiyet altına almayı, ilk uzaya giden insanlar olduklarını, birçok şeyi icat ettiklerini ve birçok hastalık için ilaç bulduklarını anlattı. Dinlemek eğlenceliydi 🙂

Unutmadan! Mimarinin tüm unsurları elle yapılmış…Hindistan Tapınakları

Şimdilik bu kadar. Gerçekten buraya kadar okuyan varsa buradan selamlar 🙂

Yazı serimizin 2. bölümünü okumak için tıklayınız…

Aylin Çınar

İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu. Merak, bilgi ve ilgi aşığı :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir